Doğum Fotoğrafçımı Nasıl Seçmeliyim?

Doğum fotoğrafçılığı yıllar geçtikçe popüler hale gelmeye devam eden mesleklerden biri. Ancak maalesef bu mesleği bir hobi ya da 2. iş olarak gören kişilerin sayısı da her geçen gün artmakta. Sadece fotoğraf makinesi sahibi olduğu için, çocuk gelişimi ya da hemşirelik okuduğu için, hobisini gelire dönüştürmek istediği ve elbette bu işin çok ciddi paralar kazanılabilen bir iş olduğunu düşündüğü için, anne olduğu için, hatta yalnızca bebekleri sevdiği için bile bu işe atılabileceğine inanıp bir websitesi açarak birden bire doğum & bebek fotoğrafçısına dönüştüğüne inanan, hiç bir eğitim almamış ya da yıllar içinde doğru kişilerin yanında deneyim kazanmamış kişi sayısı tahmin edemeyeceğiniz kadar fazla. Peki bu durumun anne adayları açısından nasıl bir önemi var? Öncelikle doğum fotoğrafçılığını fotoğrafçılığın diğer tüm alanlarından ayırmakta fayda var. Çünkü herkes bir hobi olarak doğa fotoğrafçılığı, makro fotoğrafçılık, portre fotoğrafçılığı ve benzeri pek çok alana ilgi duyabilir, hatta bu işten gelir bile elde edebilir. Ancak doğum, diğer tüm fotoğraf alanlarından farklı olarak tekrarı ve telafisi olmayan tek alan olarak değerlendirilmelidir. Aileler, özellikle anneler doğum fotoğrafçısını seçerken o gün fotoğrafları çekecek, deklanşöre basacak kişinin kim olduğundan ziyade tüm günü kiminle geçireceklerine karar verir. Doğum fotoğrafçısı bir ailenin en özel anlarına tanıklık eden kişidir. Belki hayatında ilk kez birilerinin yanında ağlayan bir babanın saklamaya çalıştığı gözyaşlarına, evladını sağlıkla kucağına almak için dakikaları sayan bir annenin sevinçle karışık acısına, hüznüne, telaşına ortak olan kişi yine doğum fotoğrafçısıdır. Öyle ki, doğum fotoğrafçısı anneye çoğu zaman doğum için hastanede bulunan aile fertlerinden çok daha yakındır. Bu sebeple çalışacağınız kişi ile kuracağınız doğru iletişim birçok diğer kriterden daha önemlidir.

Elbette seçiminizi etkileyecek önemli faktörlerden biri de sunulan fiyatlardır. En çok duyduğum sorulardan biri de araştırmaya başladığı andan itibaren birbirinden çok farklı fiyatlandırmalarla karşılaşıp kafası karışan annelerden gelen 'Bu fiyatlar neden birbirinden bu kadar farklı?' sorusu. Bu sorunun cevabı maliyeti oluşturan kalemlerde gizli. Profesyonel doğum fotoğrafçılarının, korsan fotoğrafçılardan farklı olarak, vergi, sigorta giderleri, fotoğrafçılar odası aidatları gibi çok sayıda masraf kalemi bulunuyor. Aynı şekilde kullanılan teknik ekipmanların kalitesi de fiyatları ile doğru orantılı. Herhangi bir teknoloji marketten hafta sonu indiriminden satın aldığı yarı profesyonel bir fotoğraf makinesi ile çalışan kişi ile sınıfının en iyisi dolayısı ile oldukça yüksek maliyetli bir makine ve teknik ekipman ile çalışan fotoğrafçının aynı fiyat politikasını uygulaması maalesef imkansız. Bu giderler de ister istemez fiyatlara yansıyor. Peki aileleri ilgilendirmiyor gibi görünen bu giderlerin sizin için önemi nedir? Eğer doğumunuzda çalışacağınız kişi profesyonel fotoğrafçı değilse, her hangi bir yerde kaydı bulunmuyorsa yaşayabileceğiniz bir sorun durumunda karşınızda bir muhatap yok demektir. Merdiven altı bir işletmeden yiyecek satın alıp zehirlenen, kaçak muayenehanedeki sahte doktora tedavi olup daha fazla hastalanan bir kişinin karşısında nasıl bir muhatap yoksa ve bu seçimi bile bile yaptığı için durumun doğuracağı sonuçlardan en çok kendisi sorumlu ise, bu doğum fotoğrafçısı için de aynıdır. Maalesef daha önce defalarca hastane prosedürü gereği resmi evrakları sunamadığı için ameliyathanenin kapısından döndürülen korsan fotoğrafçılara da, doğuma 1 gün kala telefonları kapalı olduğu için ulaşılamayan kişiler tarafından mağdur edilmiş annelerin üzüntü ve paniğine de şahit olmuş biri olarak söylemeliyim ki fotoğrafçınızın resmi koşulları yerine getirmiş profesyonel bir fotoğrafçı olması en çok sizin açınızdan önemlidir.

Doğum fotoğrafçılığında kullanılacak teknik ekipmanlar da son derece önemlidir. Piyasada amatör, yarı profesyonel ve profesyonel pek çok fotoğraf makinesi bulunuyor. Doğum fotoğraflarınızın renk, ışık, çözünürlük gibi açılardan memnun kalacağınız kareler olmasını istiyorsanız fotoğrafçınıza ne tür ekipmanlar kullandığını mutlaka sormanızı öneririm. Bebeğin doğum anından itibaren, gözlerine son derece zararlı olduğundan tepe flaşı kullanmıyoruz. Hastane ortamları da genellikle sarı ışıkla loş şekilde aydınlatılmış ortamlar olduğundan kullanılan makinenin ve ekipmanların düşük ışık koşulları altında iyi sonuçlar veren ekipmanlar olması gerekiyor. Elbette çekim sonrası fotoğrafların doğru ellerde işlenmesi de son derece önemli. Fotoğrafçı sayfalarında gezinirken neden bazı sayfalardaki fotoğrafların son derece aydınlık, canlı renklerde, görsel olarak göze hoş gelen tonlarda olup bir çoğunun sapsarı ve karanlık karelerden oluştuğunun cevabı da budur. Tabi şu gerçeği de göz ardı etmemek gerek, dünyaca ünlü fotoğraf sanatçımız Ara Güler'in söylediği gibi ''En iyi makina en iyi fotografı çekseydi ; En iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı yazardı''. O gün nasıl geçerse geçsin, iyi kötü bir çok detay yıllar içerisinde unutuluyor. Geriye bir tek fotoğraflar kalıyor. Tüm bu sebeplerle bakış açısına, işine olan saygısına, ne kadar özverili çalışacağına emin olduğunuz bir profesyonel fotoğrafçı ile çalışmak gün sonunda en çok sizi mutlu edecek.

Mesaj Gönder